|
İL:
TRABZON AY-YIL:MART-2008 TARİH:
28/03/2008 (4.HAFTA)
|
|
ratılış gayesinden uzaklaşır, böylece
hem dünya hem de ahiret mutluluğunu kaybeder. Zira Cenab-ı Hak, "Ey Rasûlüm!
Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler, sonra şeytan aralarını bozar.
Çünkü şeytan apaçık düşmandır."(2)buyurmuştur. Bilinmelidir ki. insanın
birinci derecede sorumluluğu, Allah'a kulluk görevlerini yerine getirmek,
insanlara iyilik ve güzellikle muamele etmektir. Davranışlarında aşırılığa
gitmeden ölçülü bulunması, düşünce söz ve hareketlerinde kırıcı olmaması
insanın en önde gelen vazifeleridir. Onun içindir ki, İslam'ın özü, sadece
insanın nefsini düşünmesi değil, başkalarının sevin-cinde kendi mutluluğunu
aramasıdır. Kısacası; sorumsuz, davranışlarla gönüller
in-ekilirse, kendimizi düşünüp başkaları bizi ilgilendirmezse, kendi
menfaatimizi başkalarının göz yaşlarında, hatta
yıkılan yuvalarında ararsak, işte o zaman, insani değerler yok olur, fert ve
toplum bundan büyük zarar görür. Böyle bir toplum da uzun süre ayakta
kalamaz. O halde birbirimizi sevelim, yardımlaşalım. Hutbemizi sevgili
Peygamberimizin şu güzel sözleriyle noktalıyalım: "İmandan sonra amellerin en hayırlısı mü'minleri sevmektir. Sizden biriniz nefsi için sevdiğini mü'min kardeşi için de sevmedikçe imanını kemâle erdirmiş olamaz."(3) ______________ |
|
DAVRANIŞLARIMIZDA
ÖLÇÜLÜ OLMANIN
ÖNEMİ Muhterem Müslümanlar! Mensubu
bulunduğumuz. İslam Dini, ferdî ve içtimaî hareketlerin
ölçülerini tayin ederek toplumda huzur ortamının tesis
edilmesini ön görmüştür. Onun koyduğu prensiplerde, amir-memur,
işçi-işveren, öğretmen-öğrenci. evlat-ebeveyn,
akraba ve komşu olarak davranışlarımızın ölçüleri vardır. Herkes
bu ölçülere uymak zorundadır. Aksi takdirde Dinin koyduğu ilahi
hükümler unutulur, huzur ve sükun ortamı kaybolur.
Geçmiş toplumlarla ilgili bunun misalleri Kur'anda
anlatılmıştır. Zira, Allah'a karşı sorumluluk
hissedilmediği zaman, sevginin yerini kin
ve nefret, dostluğun yerini düşmanlık, dürüstlüğün
yerini hilekarlık duygulan alır, o zaman da toplum düzeni sarsılır ve
tabiatıyla bü-tün toplum bundan zarar görür. O halde kendimizi dinî ve millî
duyguların toplumumuzda güçlenmesi için çalışalım, insanlar arasında sevgi ve
hoşgörünün yayılmasına önem verelim.
Başkalarını incitecek davranışlardan sakınalım ve her türlü hareketimizden
sorguya çekileceğimizi asla unutmayalım. Zira Cenab-ı
Hak: "Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin
eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden
sakının"1 buyurmaktadır. Muhterem Mü'minler! İnsanoğlu, Allah'ın yarattıklarının en üstünüdür. Kainattaki bütün nimetler de kendisine verilmiştır.
Bununla insana verilen sorumluluk, bu dünyada yaşadığı sürece Allah'a,
nefsine ve diğer yaratılanlara karşı yapması gereken görevlerinin bilincinde
olmasıdır. Aksi halde insan, ya |
|