İL: TRABZON

AY-YIL:MAYIS-2008

TARİH: 02/05/2008  (1.HAFTA)

 

Yüce dinimizin insanlara verdiği temel hak­lardan biri de mal ve mülk edinme hakkıdır. Bu hakkı kaybetmemek için çalışmak ve helâl ka­zanç sağlamak zorundayız. Çünkü İslâm madde ile mana, ruh ile beden ve dünya ile ahiret ara­sında bir denge kurmuştur. Bu durum ise Kur'an'da şöyle açıklanmaktadır: "Allah'ın sana verdiği şeylerde, âhiret yurdunu da gözet, dün­yadaki payını da unutma."(2)

Sevgili Peygamberimiz (A.S)'da helal mal ve kazanç sağlamanın önemini şu hadislerle ifade etmektedir:

"Amellerin en üstünü, helâl kazanç sağla­mak için çalışmaktır."(3)                         

"İyi bir mal. iyi bir insan için, ne kadar güzel­dir."

"Helâl kazanç için çalışmak, her müslüman üzerine vaciptir."(5)

"Dünyanızı iyileşiriniz, ahiretiniz için çalışı­nız."(6)

 

          Muhterem Kardeşlerim!

Allah'ın gönderdiği ilâhî kitabı okuyan ve Peygamberimiz (A.S)'ın sünnetini rehber edinen bir millet, üstün ve mükemmel bir millettir. Bu milletin fertleri birbirlerinin malına, canına ve namusuna saygılı olmak zorundadırlar. Çünkü Sevgili Peygamberimiz (A.S) veda hutbesinin son cüm­lelerini bu hükümlerle tamamlayarak bütün in­sanlığa şu mesajı vermişlerdir: "Ey insanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu ayları­nız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mek­ke) nasıl mübarek bir şehir ise; canlarınız, mal­larınız, ırzlarınız da öyle mukaddestir; her türlü taarruzdan korunmuştur. Yarın Rabbinize kavuşacaksınız. Bu günkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız".

 

 

 

______________
(l)Mâide:32 (2)Kasâs:77

(3) El-Camiu's-Sağır Şerhi Feyzü'l-Kadir C. 2. S. 26. H. No: 1238

(4) Keşfûl-Hafa. Hadis No: 2823

(5)B.Camiu's C. 4. S. 270. H. No: 5272

(6)El Fethü'l-Kebir.C.1.S. 190

(7) Sahihi Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc. C. 10, S. 397

 

İSLAM’DA CAN VE MAL GÜVENLİĞİ

Muhterem Müslümanlar!

İslâm; İnsanların maddî ve manevî haklarını koruyan bir dindir. Çünkü onun getirdiği ilâhî emirlerin temelinde adalet, rahmet, saadet, bereket ve hikmet vardır. Bu yüzden İslâmiyet, beş ana esasın korunmasını emretmiştir. Bunlar; din, akıl, nesil, nefis ve maldır. Bütün semavî dinlerde geçerli olan bu prensipler, dinimizce de uyulması zorunlu olan hükümlerdir. Fert ve toplumun huzuru, güvenliği, sağlığı ve geleceği bu beş temel hükmün muhafazasıyla mümkün­dür. Biz bunlardan can ve mal güvenliğinin önemi üzerinde duracağız.

Yaşama hakkı, insan olma şerefine eren her­kes için mukaddes bir haktır. Her türlü tecavüz­lerden korunmuş ilahi bir emanettir. Her ne su­retle olursa olsun hiç kimse ne kendisine, ne de başkasına verilen bu emaneti yok etmeye yet­kili değildir. Onu veren Allah'tır ve ancak yine O alabilir. Nitekim Kur'an-ı Kerim de, insan ha­yatına kastetmeyi en büyük günahlardan sa­ymıştır.

"..Kim bir kimseyi, bir kimseye veya yeryü­zünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürür­se, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa ),bütün insan­ları diriltmiş gibi olur." (I) Bu durumda; bir insa­nı öldüren adetâ bütün insanları öldürmüş, bir insanı ölümden kurtaran da adeta bütün in­sanlığa hayat bahşetmiş gibidir. İslam dini, can güveliğinin sağlanması ve fertlerin huzur içinde yaşamalarının temini için, kan davalarını yasak­lamıştır. Cana kıymanın diğer bir yolu olan inti­harı da en büyük günahlardan saymıştır.

Günümüzde hayatı ve can güvenliğini teh­dit eden tehlikelerden biri de çeşitli hastalıklar­dır. İslâm hayat ve sıhhatin muhafazası üzerin­de ısrarla durmaktadır. Bu yüzden çağımızın vebası niteliğindeki hastalıklara davetiye çıka­ran zina, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu mad­deler gibi kötülüklerle, bu zemine itici sebepleri yasaklamıştır.