İL: TRABZON

AY-YIL:MAYIS-2008

TARİH: 09/05/2008  (2.HAFTA)

 

     

 

      Hadiste geçen "sadaka-i câriye", vakfı da kapsar. Dolayısıyla, sadaka-i câriye; yol, köprü, çeşme, mescit, yoksullar için aş evi, hasta-hane ve okul gibi hayır kuruluşlarını da kapsar. İn­sanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bun­ları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve destek olanlar, gerek sağlıklarında ve gerekse vefatlarından sonra sevap kazanmaya devam ederler.

İslâm medeniyetinin âdeta simgelerinden biri olan vakıflar, Hz. Peygamber döneminden itiba­ren tarih boyunca İslâm toplumların sosyal yapı­larını sağlamlaştırmada, sosyal dengeyi sağlama­da ve yaraları sarmada etkin bir rol üstlenmişler­dir. Bunun bir sonucu olarak, fakir ve kimsesizle­rin yiyecek, giyecek ve barınaklarının temin edil­mesi, hastaların tedavisi, ilmin yaygınlaştırılması, fakir öğrencilerin desteklenmesi, hayvanların ve çevrenin korunması, ibadethanelerin ve toplu­mun ihtiyacı olan birçok tesisin yapılması, bakım ve onarımı gibi toplum yararına olarak nitelendi­rilebilecek hemen her alanda vakıflar büyük hiz­metler görmüşlerdir.

Vakıf, kesintisiz hayır işleme bilincinin pratiğe yansımasıdır. Vakıf, ahirete iman etmiş olmanın somut bir göstergesi, bencilliği yenmenin fiili is­patı, paylaşımın en güzel örneği ve Allah sevgisi­nin belirtisidir.

 

    Değerli Müminler!

 

Vakıf mallarının korunması ve bu güzel gele­neğin etkin bir şekilde sürdürülmesi, vakıf mede­niyetinin varisleri olarak bizlere düşen en önemli görevlerdendir.

 

 

 

 

______________
1-Âl-i İmran, 92.

2-  Bakara, 148; Maide, 48; Müminin, 61.

3-  Fatır, 32.

4-  Müslim, Vasıyye, 14; Ebu Davud, Vesâyâ, 14; Tirmizî, Ahkam, 36.

 

 

HAYIR İŞLEME BİLİNCİ

Muhterem Müslümanlar!

         İyilik ve hayırda yarışmak, Allah yolunda harcamada bulunmak ve toplumdaki kimsesiz, fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmak, Kur'an-ı Kerim'in en çok üzerinde durup teşvik ettiği husus­lardandır. Birçok ayet ve hadis, kalıcı olanın, bu tür hayır ve yatırımlar olduğunu bildirmektedir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: "Sevdiği­niz şeylerden Allah için harcamadıkça tam hayra erişemezsiniz" (1)

Bir başka ayette de: "...hayırda yarışın."(2) tavsiyesi yapılmaktadır.

"...Onlardan bir kısmı da hayırda yarışırlar. Bu büyük bir lütuftur."(3)  mealindeki ayet-i kerime ise hayır yarışına katılan Müslümanların ne kadar bü­yük bir ilâhî lütfa ereceklerini haber vermektedir.

İşte bu anlamdaki birçok ayet ve hadisle birlik­te Hz. Peygamber'in fiili örnekliği, Müslümanlar­da kesintisiz hayır işleme bilincini geliştirmiş ve bunun bir sonucu olarak vakıflar ortaya çıkmıştır.                 Hz. Peygamber, Medine-i Münevvere'deki yedi parça mülkünü bizzat vakfettiği gibi, sahabe-i ki­ramın ileri gelenleri de bir çok vakıf yapmışlardır. Öyle ki bu anlayış, Müslümanlar arasında "İnsan­ların en hayırlısı, insanlara faydalı olan; malın en hayırlısı, Allah yolunda harcanan, Allah yolunda harcananın en hayırlısı da insanların en çok ihti­yaç duydukları şeyleri karşılayandır" şeklinde bir ilkenin yerleşmesini sağlamıştır.

 

     Değerli Müminler!

 

Dinî kavramlarımızdan biri olan sadaka-i câri­ye, sürekli sevap kazandıran sadaka anlamına ge­lir.               Bir hadiste sürekli sevap kaynağı olan ameller şöyle belirlenir: "Âdemoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır. Kesintisiz sadaka (sadaka-i câriye) meydana geti­renler, topluma yararlı bir ilim (talebe/eser) bıra­kanlar ve kendisine hayır dua eden hayırlı çocuk yetiştirenler".(4)