|
İL:
TRABZON AY-YIL:MAYIS-2008 TARİH:
16/05/2008 (3.HAFTA)
|
|
Hz. Musa'nın
gençliğindeki iffetli ve namuslu yaşantısına[4], ahlaksızlığın çok yaygın
olduğu bir ortamda Hz. Peygamber'in son derece temiz bir gençlik dönemi
geçirmesine, Allah ve ahiret inancının insana
kazandırdığı dayanıklılık ve kararlılık gücünün birer örneği olarak Kuran'ı
Kerim'de işaret edilmektedir. Yine Mekke döneminde gençlerin çektikleri
sıkıntılar ve İslam'ın tebliğinde yerine getirdikleri büyük görevler de bu
inancın gençlerin hayatına yansımalarını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Hz. Peygamber de, kıyamet gününde arşın gölgesinde barınacaklar arasında, "Rabbi'ne
ibadet ederek yetişen gençleri"[5] de sayarak, gençken dini
yaşamanın önemine işaret etmiş; başka bir hadisinde de, "İnsanoğlu, Kıyâmet gününde; gençliğini nerede ve nasıl harcadığından.... sorguyaçekilmedikçe
yerinden ayrılamaz"[6] buyurarak, gençlik enerjisinin Allah'a
kulluk ve insanlığa hizmet uğrunda değerlendirilmesi gerektiği mesajını
vermiştir. Değerli Müminler! Gençlerimizin
tutarlı, dürüst, iyi niyetli, ailesine, milletine ve insanlığa faydalı
kişiler olması için; onların maddi imkanlarını
düşündüğümüz gibi; çocukluktan itibaren manevi açıdan da iyi yetişmesi için
gerekli tedbirleri almalıyız. Gençlerimize, sahip olmalarını istediğimiz
düşünce ve değerler sistemini, ancak çocukluk döneminden itibaren başta
ailede olmak üzere tüm toplumda yaşamak ve yaşatmak suretiyle kazandırabiliriz.
Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramını kutlayacağımız bu zaman
diliminde, Atatürk'ün Cumhuriyeti koruma ve yüceltme görevini gençlerimize
tevdi ettiğini de dikkate alarak, gençliğimize karşı sorumluluklarımızı
yeniden gözden geçirmeliyiz. Hutbemi bir ayet
mealiyle bitirmek istiyorum: "Sonra o gün nimetlerden mutlaka hesaba
çekileceksiniz."[7]
_________________ [2] Yusuf, 12/23 vd. [3] Kehf,
18/10 vd. [4] Kasas,
28/23-26 [5] Buhâri,
Ezan 36; Müslim, Zekât 91; Tirmizî, Zühd 53. [6] Tirmizi,
Kıyamet 1. [7] Tekasür
102/8. |
|
GENÇLİK Muhterem Müslümanlar! Gençlik,
hemen her yönden gelişme ve olgunlaşmanın yaşandığı bir dönemdir. Bu dönem
tatlı hayallerin, tutkuların ve ideallerin yeşerdiği; sıkı arkadaşlıkların
kurulduğu, kendini kanıtlama çabalarının yoğun olduğu; zaman zaman da uyumsuzlukların yaşandığı bir dönemdir. Bu
devrede olumlu olumsuz pek çok duygu yoğun bir şekilde yaşanır. Kıymetli
kardeşlerim! Gençler
genelde her türlü etki ve yönlendirmeye açıktırlar. Çünkü,
insanlar bu dönemde genellikle iyi niyetli olup; ön yargıdan uzaktırlar.
Ruhsal ve bedensel kabiliyetleri de çok zinde ve aktiftir. İşte gençlerin bu
gücünün olumlu yönde kullanılması gerekir. Bu konuda gençlere olduğu kadar,
başta anne-baba ve eğitimciler olmak üzere, topluma da büyük görevler
düşmektedir. Günümüzde bazı gençlerimizin enerjilerini olumlu yönde
kullanmadıklarını üzüntüyle müşahede etmekteyiz. Başta kötü alışkanlıklar
olmak üzere bir çok olumsuz tutum ve davranışlar bir
kısım gençler arasında yaygınlaşmış, hattâ sıradan
eylemler halini almıştır. Değerli genç
kardeşlerim! Gençlik çağının başı olan ergenlik, dini
açıdan sorumluluğumuzun başladığı dönemdir. Onun için, varlık sebebimizi,
niçin yaratıldığımızı, nereye gideceğimizi, kısacası hayatımızı
sorgulamalıyız. Karşılaşabileceğimiz olumsuzluklarla baş edebilme imkanını ve her şeye rağmen hayatta kalabilme gücünü bize
yalnızca Allah ve ahiret inancı verebilir. Bu
inancın gereklerini gençlik döneminde yerine getirebilmenin ayrı bir önemi
vardır. Nitekim Hz. İbrahim'in puta tapan kavmiyle tek başına
mücadelesine[1]; Hz. Yusuf'un nefsine "dur" diyebilmesine[2]; Ashab-ı kehf olarak bilinen
gençlerin kendi inandıkları gibi yaşama uğruna ülkelerini terk edip bir
mağarada kalmayı göze almalarına[3]; |
|