|
İL: TRABZON AY-YIL:NİSAN-2008 TARİH: 11/04/2008 (2.HAFTA)
|
|
Hz. Muhammed (S.A.S)'in Mekke halkına karşı Allah'dan başka yardımcısı yoktu. Karşılaştığı zorluklar
O'nun azmini kırmadı. İnsanlara, 23 yılda sözleri, davranışları ve yaşayışı
ile "Hak dini" öğretti. Kız çocuklarını acımadan diri diri toprağa gömen bir toplumdan şefkat, merhamet ve
nezaket örneği bir toplum meydana getirdi. Kur'an-ı
Kerim'in telkin ettiği üstün ahlak ve fazilet binasını tamamladıktan sonra
Miladi 632 yılı yine Rebiül Evvel ayında, Kameri
yıl itibariyle 63 yaşında iken Rabbına kavuştu. O'nun
üstün başarısı, kuvvetli iman, irade ve azmi yanında, üstün bir ahlaka sahip
olmasının bir sonucu idi. Çünkü O'nun bütün sözleri, davranışları ve
bütünüyle yaşayışı, peygamber olduğunun en açık ve kesin delilli idi. Sevgili
Peygamberimiz, güler yüzlü, nazik tabiatlı, ince ve hassas ruhlu idi. Katı
yürekli, sert ve kırıcı değildi. Nitekim Kur'an-ı
Kerim'de Al-i İmran Suresinin 159 ayetinde: "Allah'ın
rahmetinin eseri olarak sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı
kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi." buyurulmuştur. Mekke'nin
fethedildiği gün daha önce kendisine her türlü kötülüğü reva görüp O'nu çok
sevdiği yurdundan ayrılmaya mecbur eden ve bu yüzden kendilerine verilecek
cezayı merakla bekleyen Mekkelilere: -" Bugün size geçmişten dolayı
bir azarlama yok... Haydi gidiniz, hepiniz
serbestsiniz..." buyurarak, toptan
hepsini atfetmişti. Aziz
Cemaat! Böylesine
yüce ve üstün ahlaklı bir peygamberin ümmetiyiz. Kur'an-ı
Kerim de "Allah'ın Rasulünde, sizin için
en güzel örnek vardır."; "Peygamber size neyi getirmiş ve
emretmişse onu alın (yapın); neyi de yasaklamış ise, ondan sakının.";
"Kim Peygambere itaat ederse gerçekte Allah'a itaat etmiştir." buyrulmaktadır. O
halde sevgili Peygamberimizi iyi tanıyalım. O'nun hayatını, örnek yaşayışını,
üstün ahlakını, güzel öğütlerini anlatan kitapları alıp okuyalım.
Çocuklarımıza, küçük yaştan itibaren Peygamberimizi öğretelim; Kutlu Doğum
Haftası dolayısıyla, onlara Peygamberimizi tanıtan, seviyelerine uygun
kitaplar hediye edelim. Bu münasebetle O'nun örnek hayatıyla ilgili
düzenlenen va'z, konferans ve panellere iştirak
edelim. Bütün hayatımızda her işimizde, O'nu kendimize örnek edinelim ve
O'nun gösterdiği nurlu yoldan ayrılmayalım. Sevgili Peygamberimizi anlatmak
maksadıyla Kutlu Doğum Haftasında düzenlenen toplantılarda konuşacak
hatipleri yalnız bırakmayalım. |
|
KUTLU DOĞUM HAFTASI Muhterem Müslümanlar! Önümüzdeki
(14-20 Nisan) tarihleri arasında Sevgili
Peygamberimizin 1437. doğum yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen Kutlu Doğum
Haftasını idrak edeceğiz. Rasül-ü Ekrem (S.A.S)
Efendimiz miladın 571. yılında 20 Nisan tarihinde Rebiûl
Evvelin 12. Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke'de dünyaya geldi. Güneş
henüz ufku aydınlatmadan, alemler O'nun nuru ile
aydınlandı. Şüphesiz O'nun doğumu beşeriyetin saadeti
açısından, insanlık tarihinin en önemli olayıdır. Hz.
Muhammed (S.A.S), peygamberlik öncesi yaşayışında Mekke halkının güven, saygı
ve takdirini kazanmıştı. Bu yüzden Mekkeliler O'na daha çocukluk döneminden
itibaren "Muhammedü'l-Emin" diyorlar, hiç
kimseye güvenip teslim edemedikleri en değerli eşyalarını O'na emanet ediyorlardı. Kabe'nin tamiri sırasında "Hacerül-Esved" denilen kutsal taşın yerine
konulması ile ilgili olarak kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkta, Mekkelilerin
O'nun hakemliğine razı olmaları da, kendisine olan güvenlerinin bir sonucu
idi.
Aziz Müslümanlar! "Önce en yakın hısımlarını uyar.
(Onları Allah'ın azabı ile korkut.)" anlamındaki
Şuara Suresinin 14. ayeti inince Safa tepesinde Mekke'nin ileri gelenlerini
toplayarak: -"Size, şu dağın arkasında düşman
atlılarının bulunduğunu, baskın için hazırlandıklarını söylesem bana inanır
mısınız?" dediği zaman, orada bulunanlar hep bir
ağızdan: "Evet, inanırız; çünkü sen yalan
söylemezsin; şimdiye kadar senden hiç yalan duymadık.."
diye cevap vermişlerdi. Hz. Muhammed (S.A.S.) peygamberliğini ilan
ederek insanları tevhid inancına davete başlayınca,
gerek kendisi, gerekse O'nun Peygamberliğini kabul eden ilk Müslümanlar
müşriklerin çok şiddetti tepkilerine maruz kaldılar. O sırada
Mekke, putperestliğin merkezi halinde idi. Kutsal Kabe
ve civarı, putlarla doluydu. |
|