İL: TRABZON

AY-YIL:ŞUBAT-2008

TARİH: 01/02/2008  (1.HAFTA)

 

Ahlâk duygu-sunun çiçekler gibi açtığı, hoşgörünün bayraklaştığı, adaletin tuğ'laştığı ve yediden yetmişe bütün insanların dostluk içerisinde kucaklaştığı ortamı hazırladığımız gün, hepimizin en mutlu günü olacaktır. Böylece hem özlediğimiz sevgi dünyası kurulacak, hem de bütün insanlık huzur bulacaktır.

     Mevlâna'nın ifade ettiği gibi sevgi; acıyı tatlıya, toprağı altına, hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete ve kahrı rahmete dönüştürür. Demiri yumuşa-tan, taşı eriten, ölüyü dirilten sevgidir.

     Bu evrende her şey, ama her şey sevgi düşünür, sevgi konuşur, sevgi va'deder. Bu itibarla, kainata bir sevgi yumağı gözüyle bakılabilir. Ay ayrı ses ve soluklar, tek ve çift bütün nağmeler öyle bir ritim içinde akıp gider ki, bunu görmemek ve anlamamak mümkün değildir. Bütün bunlar gösteriyor ki kainatta her şey sevmek içindir ve hayat sevgiden ibarettir."4

     Kur'an'ın tarif etliği Müslüman, aşk ve sevgi insa­nıdır. Maide sûresinin 54. âyetinde "Allah onları, on­lar da Allah'ı sever." buyrulmakla, sevginin ve aşkın Müslümanda bulunması gerektiği, bunlar Müslüman-da bulunduğu takdirde Yüce Allah'ın mutlaka karşılık vereceği belirtilmektedir.

     Biz bu özelliği taşıyan insana mü'min-i kamil diyoruz. Mü'min-i kamil, bir merhamet, şefkat ve sevgi sembolüdür. Kur'an-ı Kerim mü'min-i kamili: "İman edip salih ameller işleyenlere gelince: halkın en ha-yırlısı da onlardır. Onların Rableri katındaki mükafatları, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah kendilerinden hoşnut olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır..."5 diye tarif etmektedir.

 

     Muhterem Mü'minler!

 

     Kısaca özetlemek gerekirse, insanın kendini bil-mesi, kendi benliğine kavuşması, aslî benliği olan Rabbine ulaşabilmesi için tek çıkar yol vardır, o da sevmek ve sevilmekten geçmektedir. İnsan, sevgiyle gerçek aşka ve nihaî gaye olan Rabbine ulaşır.

Sevmek vazife, sevilmek imtiyazdır.

________________

1- İhya, XIV, 2640.

2- Müslim, İman, H. N: 93.

3- Buhari, İman, 7.

4-  Yusuf El-Kardavi, İman ve Hayat, s. 194.

5- Beyyine, 7-8.

ek0002 - 0004-3.jpg

 

SEVGİ

Muhterem Müslümanlar!

Çevremize baktığımız zaman, her şeyin sevgi üzerine yaratıldığını, sevgi düşünüp sevgi konuştuğunu görürüz. Sevgi, varoluşun sebebidir. Her şey sevgiden doğmuş, sevgiyle varolmuş, sevgiyle varlığını sürdürmektedir.

Sevgi, sevenle sevilen arasında meydana getirilen bir ittifaktır.

Sevgi, kalpte bulunan, sevgilinin arzu ve isteklerinin dışında kalan her şeyi yakan bir ateştir.

Sevgi, samimi duygularla sevilene  yönelmedir.

Sevgi, kökü son derece sağlam, dalları göklere yükselmiş, meyveleri gönülde, dilde ve uzuvlarda görülen hoş bir ağaçtır. Dışa akseden bu belirtiler, dumanın ateşe, meyvenin ağaca işareti gibi kalp ve uzuvlar-da etkisini göstererek sevgiye işaret eder.1

Yüce Rabbimiz Bakara sûresinin 208. âyet-i kerimesinde, "Ey İman edenler! Hepiniz birden barışa girin. Şeytanın adımlarını takip etmeyin, çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır." buyurmaktadır.

Sevgıli Peygamberimiz (s.a.s.) ise; "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız."2 "Sizden biriniz kendisi için sevip istediğini, kardeşi için de sevip istemedikçe gerçek mümin sayılmaz."3 buyurarak, sevgi ve kardeşliği öğütlemektedir.

Yunusumuz; "Gelin tanış olalım, sevelim sevile-lim" diyor. İnsanlık bu bilince eriştiği gün; geceleri gündüzleri kadar aydınlık, gündüzleri de cennet bahçeleri kadar huzurlu olacaktır.

Fiziki âlemde  yerçekimi kanunu ne ise, insanlık âleminde de sevgi  öyledir. Sevgi birleştirir, kin ve nefret uzaklaştırır.

 

     Değerli Mü'minler!

Fazilet bahçesinde, insanî değerlerle olgunlaşan sevgi güllerini, özenle toplayıp, susamış gönüllere dostluk pınarlarından kana kana sunduğumuz gün, topyekün insanlığın bayramı olacaktır.