|
İL:
TRABZON AY-YIL:ŞUBAT-2008 TARİH:
08/02/2008 (2.HAFTA)
|
|
meâlindeki âyetiyle bize bildirir. Demek ki sıkıntıyı, derdi veren Allah, onun çaresini ve dermanını da verir. Hatta her güçlük için bir kolaylık ihsan ettiğini, Kur'an'ı Kerim'de bize şöyle açıklar: "Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır."(3) Sevgili Peygamberimiz de, mü'minlerin başına gelen sıkıntıların günahlara keffaret olduğunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade
eder: "Başına gelen hastalık,
bitkinlik, hüzün ve diğer sıkıntılara karşılık Yüce Allah, Mü'minin günahlarının bir kısmını siler. "(4)
Ayrıca musibet ve sıkıntı anlarında mü'minlerin; "...Biz
Allah'ın kullarıyız ve O'na döneceğiz..."(5) anlamındaki
"İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn"
ayetini okumalarını, sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), tavsiye etmiştir. Aziz Mü’minler! İbadet ve duadan uzak olan insanlar, daima bir arayış, bir boşluk içinde olurlar ve vicdanî bir huzursuzluk duyarlar. Halbuki, Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerîm'de, "(Ey Resulüm!), De ki; (Kulluk ve) duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?"(6) "Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayan-lar, aşağılanarak cehenneme gireceklerdir."(7) buyurmaktadır. Öyleyse; gönüllere huzur, dertlere deva, dertlilere şifa veren Yüce Allah'a her derdimiz için dua etmeli, ibadetleri yerine getirmeli ve elimizdeki nimetlere de şükretmeyi ihmal etmemeliyiz. ________________ 1-Ra'd,28. 2- Enbiyâ, 88. 3- İnşirah, 5,6. 4- Müslim, Birr, Bab: 14, III,1992, H. No:2573. 5- Bakara, 157. 6- Furkan, 77. 7- Gafir, 60. |
|
HUZUR KAYNAĞI DUA VE İBADET Muhterem Müslümanlar! Dua ve ibadet, bir Mü'minin aczini ve ihtiyacını, saygıyla Rabbine arz
etmesi ve tazimle O'ndan yardım dilemesidir. Rabbi ile kulu arasında en güçlü
bağ ve en değerli amel, dua ve ibadettir. Bunlar, Allah'a kulluğun itirafı ve
ispatıdır. Mânevî dertlerin devası, gönüllerin sefasıdır. Duasız ve ibadetsiz
gönüller ise, huzursuzdur ve dinmez bir ızdırap
içerisindedir. Gerçek huzura, ancak O'na dua edip rahmet kapısını çalmak,
O'nun izzet ve azameti karşısında secdeye kapanıp ibadet etmek ve O'nu
anmakla kavuşulur. Nitekim Yüce Allah, Kur'an-ı
Hakim'de; "Bunlar, Allah'a iman edenler ve gönülleri Allah'ın
zikriyle sükunete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla
huzur bulur."(1) buyurmaktadır. Muhterem Müslümanlar! Bir insan olarak, çevremizde
meydana gelen olaylardan etkilenebilir ve işlerimizin düzensiz gitmesinden de
üzülüp sıkılabiliriz. Ancak bu gibi üzüntü ve sıkıntıların geçici olduğunu
bilmeli ve bütün hayatımızı sarsacak bunalıma ve strese düşmemeliyiz. Bir mü'min için strese veya bunalıma girmek, asla doğru
değildir. Çünkü o, hayatın ağır yükleri altında acze ve sıkıntıya düştüğünde,
kendisine şah damarından daha yakın, onun en gizli sırlarını bilen ve her
şeye gücü yeten Yüce Allah'a güvenir. O'na dua ve niyazda bulunur, O'nun
engin lütuf ve keremine sığınır. O'ndan başka, sıkıntılara çare, dertlere
deva, hastalıklara şifa ihsan edenin olmadığını bilir. Çekilen sıkıntıları,
ebedî mükafat vesilesi bir imtihan olarak değerlendirir ve teselli bulur. Kur'an-ı Kerim, büyük sıkıntılarla karşılaşan ve Rabbine
dua eden Hz. Yunus (a.s.)'u bize örnek gösterir. Hz. Yunus'un duasının kabul edildiğini de, "Bunun
üzerine O'nun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz Mü'minleri böyle kurtarırız."(2) |
|