|
İL:
TRABZON AY-YIL:ŞUBAT-2008 TARİH:
15/02/2008 (3.HAFTA)
|
|
Aziz
Müslümanlar! Mezarlıklarımız, temiz ve
tertipli, israf ve gösterişten uzak olmalıdır. Oralar, mesire yeri haline
getirilmemeli ve kabirlerin üzerine oturulmamalıdır. Nitekim Hz. Peygamber
(s.a.s.), bir mazeret olmadan kabirlerin üzerine oturulmamasını ve
çiğnenmemesini buyurmuştur.(3) Kabir ziyaretinde bulunurken, tevhid inancına uygun düşmeyen tutum ve davranışlardan
sakınmak gerekir. Mezarlıklara veya türbelere ziyarete gidip oradaki ağaçlara
mendil bağlamak, mezarların taşını toprağını öpmek, üzerlerindeki örtülere
yüz sürmek ve bunlardan medet ummak, şifa beklemek gibi haram davranışlardan
sakınmalı ve bu tür bid'at ve hurafelerden şiddetle
kaçınmalıyız. O halde bize düşen görev, yakınlarımızın, dost ve sevdiklerimizin mezarlarını, sade bir biçimde düzenlemek, temiz tutmak, yeşillendirmek ve mümkünse mezarları başına bir fidan dikmektir. Onların kabirlerini, usûlüne göre ziyaret etmeli, hayır ve hasenatımızın sevabını ruhlarına bağışlamalı ve du’a etmeliyiz
________________ 1- Abese, 18-22. 2- İbn Mâce Sünen, Cenâiz, 47. 3- Müslim, Cenaiz, 33. |
|
KABİR ZİYARETİ VE MEZARLIKLARIN KORUNMASI Muhterem Müslümanlar! Hiç şüphe
yok ki, bu dünya fanidir. Her yeni eskiyecek ve her konan göçecektir. Her
nefis mutlaka ölümü tadacak, bu dünya hayatı sona erecek ve ebedi olan ahiret hayat başlayacaktır. Ahiret
hayatına geçiş için açılan ilk kapı, kabir kapısıdır. Bu kapıdan içeri giren
her insanın ilk sorgusu burada yapılacaktır. Yüce Allah'ın, bizim için
tayin ve takdir buyurduğu hayat gerçeği ve güzergâhı böyledir. Nitekim
Kuran-ı Kerim, bu hakikati şöyle açıklamaktadır: "Allah onu (insanı)
hangi şeyden yarattı? Onu, küçük bir nutfeden
yaratıp ona özel bir şekil vermiştir. Sonra ona, dünyaya geliş yolunu
kolaylaştırmıştır. Sonra ona ölümü vermiş ve kabre koydurmuştur. Sonra dilediği
zaman, onu yeniden diriltecektir."(1) Değerli Mü'minler! Yakınlarınızdan ve dostlarınızdan bir çoğu, şimdi ahiret âleminin ilk durağı olan kabirlerinde bizi beklemektedirler. Biz de onların yanına gideceğiz. Bir insanın, ölmüş olan yakınlarını, dostlarını, sevdiklerini ve hayatı birlikte paylaştığı arkadaşlarını unutması, elbette kolay değildir. Her fırsatta onları yâd etmek ve onlarla olan münasebetini, bir şekilde sürdürmek ister. Bunun için onların kabirlerini ziyaret etmeyi vefa borcu bilir ve bu ziyaretlerle de vicdanî bir teselli bulur. İslâm dininde, ölümü hatırlamak, ahiret hayatını düşünmek ve günahlarının affı için Allah'a dua etmek üzere kabir ziyaretinde bulunmak sünnettir. İşte bu maksatla Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), kabir ziyaretini tavsiye etmiş ve: "Kabirleri ziyaret ediniz, bu size ahireti hatırlatır"(2) buyurmuştur. Bunun için dinimiz, kabir ziyaretleriyle ilgili bazı ölçüler koymuştur. |
|